ÖZ
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun yürürlüğe
girdiği 2012 yılından itibaren itirazın iptali davasının ihtiyari arabuluculuğa elverişliliği hususu doktrin ve yargı kararlarında tartışılmış ve dava
şartı arabuluculuğun yürürlüğe girdiği 2018 yılından itibaren de söz
konusu tartışmalar artmıştır. Bu tartışmaların özellikle ticari uyuşmazlıkların dava şartı arabuluculuk kapsamında olup olmadığı konusunda
yoğunlaştığı görülmektedir. Buna karşılık, Bölge Adliye Mahkemelerinin bu konudaki farklı ve çelişkili içtihatlarının bulunması üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 04. 12. 2020 tarih ve 1943/ 4052 Sayılı
“Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri’nin Nitelikteki Kararları
Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine (doğru ifadeyle kararlar arasındaki çelişkinin giderilmesine) Yönelik kararı” bu tartışmalara son
vermiştir. Bundan sonra ticari nitelikteki itirazın iptali davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olarak arabuluculuk kapsamında olduğu (yani arabuluculuğa başvurunun zorunlu
olduğu) konusundaki tereddütler ortadan kalkmıştır.
Daha sonra ise 2020 yılından itibaren tüketici uyuşmazlıkları bakımından açılacak itirazın iptali davası dava şartı arabuluculuk kapsamına dâhil edilmiştir. Zira TKHK m. 73/ A hükmünde, tüketici mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk düzenlenmiştir. Şu halde, itirazın iptali davası açılmadan önce arabuluculuğa başvurmak (TKHK m. 73/A, f. 1’deki istisnalar dışında) dava şartı
arabuluculuk kapsamında olacaktır. Bu konuda gerek doktrin gerekse
kazaî içtihatlar bakımından bir tereddüt yaşanmadığı söylenebilir.
Anahtar Kelimeler: İtirazın iptali davası, ticari uyuşmazlık,
tüketici uyuşmazlığı, ihtiyari arabuluculuk, dava şartı olarak arabuluculuk, zorunlu arabuluculuk, eda (tahsil) davası, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun.
Prof. Dr. İbrahim ÖZBAY
Dr. Öğr. Üyesi Murat ERDEM


