İDARİ CEZANIN ANAYASAL DAYANAKLARI, SINIRLARI VE GEREKLİLİĞİ

ÖZ
1961 Anayasasının aksine, 1982 Anayasasında, daha somut bir
deyişle, Anayasanın 38. maddesinin 10. fıkrasında, idari ceza açıkça
anayasal bir dayanağa kavuşturulmuştur. Aslında idari cezanın açık bir
anayasal dayanağı bulunmaması, idari cezanın anayasal olarak yasaklandığı anlamını taşımaz. Bu bağlamda idari cezaya karşı yargı organına
başvuru hakkı tanınması koşuluyla erkler ayrılığı ilkesi idari cezanın
aleyhine olarak ileri sürülemez. 1982 Anayasasında idari cezanın açık
bir anayasal dayanağı bulunsa da onun birtakım anayasal sınırları bulunmaktadır. Bu sınırlardan bir kısmı salt idari cezaya özgü iken bazı
sınırlar hem adli hem de idari ceza bakımından ortaktır. Daha açık bir
deyişle, idari ceza ile özgürlüğü sınırlandırıcı bir ceza verilememesi ve
Anayasada yalnızca yargıç kararıyla hak ve özgürlüğün sınırlandırılabileceğinin belirtildiği hallerde idari cezayla hak ve özgürlüğün sınırlandırılmaması salt idari cezaya özgü anayasal sınırları oluştururken Anayasanın mutlak dokunulmaz olarak belirttiği alanlar ile kimseye işkence
ve eziyet edilemeyeceği, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir
cezaya tabi tutulamaması ilkesi, adli ve idari cezanın ortak nitelikteki
anayasal sınırlarını oluşturur. Bu çalışmada temel olarak idari cezanın
türlerinden halka yönelik idari ceza üzerinde durulmuştur. Halka yönelik idari cezanın sağlam bir kuramsal dayanağı bulunmamasına karşın
söz konusu ceza daha çok yerindelik, siyasi veya uygulamaya yönelik gerekçelerle yaygın olarak uygulama alanı bulmaktadır. Bu bağlamda;
AB normlarına uyum gereksinimi, devletin “sosyal devlet” niteliğine
bürünmesi, bağımsız idari otoritelerin kurulması, idari cezanın kamu
düzeni ve yararının kurulmasına yardımcı olması ve eğitici bir işleve
sahip olması, devlet ve toplum yaşamında görülen değişikliklere uyum
ve hızlı hareket etme ihtiyacı, bazı suçların mahkemece yargılanıp ceza
verilmesinin uygun olmaması, idare hukukunun “kendisine özgü” ve
tekmil bir yaptırım sistemine sahip olması, depenalizasyon yapılması
gereği, hapis cezasının ve cezaevinin bizatihi kötülük kaynağı olması ve
pratik nedenler söz konusu gerekçeleri oluşturmaktadır.
Anahtar Kelimeler: İdari ceza, halka yönelik idari ceza, işkence ve eziyet yasağı, insan haysiyetiyle bağdaşmaz ceza yasağı,
sosyal devlet, depenalizasyon.

Dr. Öğr. Üyesi Hasan DURSUN

Menü